Ana Sayfa Manşet, Manşet Altı, Sür Manşet, YAZARLARIMIZ 27.12.2020 80 Görüntüleme

Yaşam öykümüz, egomuz ve ismimiz

 “Aile İçi İletişim”, “İletişim sorunları ve  çatışma yönetimi” gibi konular üzerine birçok yerde farklı gruplara verdiğim seminer ve söyleşilerde ruhsal yönden sağlıklı olmanın ilişkilere olan etkisi, ego sorunları ve düşünce hataları öne çıkan konular oldu.

     Etkili iletişim becerileri sayesinde gelişen sağlıklı ilişkilerimiz mutlu başarılı ve güçlü olmamızda, olmazsa olmazımızdı.    

      Etkili iletişim becerilerimiz ile en zor sorunlar kolayca çözülebilir fırsata çevrilirken, iletişim engeli tutumlarımız nedeniyle en basit sorunlar kaosa neden olabilmekteydi.

       İletişim becerileri derken kendimizi tanımak ve kendimizle olan iletişimimizin farkında olmak önemliydi.

Korku Kültürü ve Değerler Kültürü

    Çocukluk dönemi korku kültürü içinde yetişmiş olmak yetişkinlik dönemlerinde ruhsal ve kişisel yönden olumsuz etkisi vardı

  Halbuki değerler kültürünü benimsemiş aile bireyleri birbirlerine saygı, sevgi, ilgi, önemseme ve umursama içinde olurlarken ruhsal, sosyal ve kişilik yönünden daha sağlıklı ve sürekli gelişim içinde olabilmekteler. 

     Değerler kültüründe yetişen çocukların evlilik yaşamları, mesleki ve sosyal yaşamları daha sağlıklı olduğunu hep gözlemlerim.

          Korku kültürü ise suçlar, utanca boğar, duygu sömürüsü yapar, yönetir, denetler. Korku kültüründe güven yoktur; dış denetim vardır.     

           Bu kültürde yetişenler daha çok içe kapanık, özgüvensiz, kaygılı, kederli suçluluk duyan, utanca boğulanlardır.

 Otoriter yapıda korkutularak yetiştirilmiş kişi, evlilik yaşamında kıskanç, güvensiz, kaygılı ve değersizlik duygusu yaşayandır; eşi ile sağlıklı iletişim kurmada zorluklar yaşayabilir.

      Korku kültürünün ruhsal ve kişilik sorunlu yapıya zemin hazırlayan etkisinden bahsedebiliriz

     Özellikle çocuklar kendilerine yabancılaşırken otoriter olanın uzmanı olabiliyordu.

Kendi hayatının direksiyonunda olamayanlar sevgi, ilgi, önemsenme, umursanma, kabul görme ve yeterli bulunmayanlar, yani varoluş ihtiyaçları giderilememesinden dolayı yetişkinlik dönemlerinde ego sorunlu davranışlar sergilemekteydiler.   

          Ne kadar farkındalık sahibi de olsak çocukluk dönemi öykülerimizin izleri yetişkinlik dönemlerinde gözlemlenebiliyordu.    

Geçmişimiz, Kaderimiz Değildir.

Ancak bu bir kader değildir.Öncelikle kendimizi tanımak duygusal kalıplarımızı anlamak önemlidir. En çok nelere öfkelenir, sevinir, korkar ve endişeleniriz.  Her günün sonunda, gün boyuolaylar karşısında neler hissettik, düşündük ve çocukluk dönemlerimizde benzeri olaylar karşısında ne gibi tepkiler vermiştik.

 Bu farkındalık geliştirme süreci kendimizin uzmanı olabilmemizi sağlayacak ve daha çok tanımaya başladığımız duygularımızbize rehberlik edecektir.

     Her şeye rağmen bizler her zaman okumaya, araştırmaya, gözlemlemeye, danışmaya ihtiyacımız hep vardır.

     Çocukluk dönemi olumsuz öykülerimiz, yetişkinlik dönemi davranışlarımızı ne kadar etkilese de olumsuz geçmiş hiçbir zaman kaderimiz değildir.

     Ayrıca öğrenmenin yaşı da yoktur.Öğrenen beynimizin dinçleşmesi sayesinde zihinsel verimimiz artarken “düşünce hatalarının” neden olduğu ruhsal sorunlar azalmaktadır.

Egomuz, Narsistik yönümüz ve İsimlerimiz

     Ego, bendir. Ego, nefsdir. Ego önemsenmek ister, ego başarmak ister. Ego, hep yanımızda taşıdığımız bizi tanımlayan kimliğimizdir.

Egomuz aynı zamanda ismimizle özdeşleşmiştir. İnsanların isimleri, onların egolarıdır.

    İsmin anılması gereken yerde, hiç anılmaması ya da kötü anılması unutulmayacak hisler yaratır. “Benim nefsimle oynayamazsın” diyen insanların en hassas olduğu yeridir onların isimleri.

      Öğretmeni tarafından ismiyle hitap edilen öğrencinin başarısı artar, eşlerin birbiri ile iletişiminde isimlerini  güzel bir ses tonu ve sevgi  ile söylemesi,  onların ilişkilerini oldukça olumlu etkiler. 

Satış görevlisinin alıcıya ismiyle hitap etmesi satış başarısındaki etkisi kanıtlanmıştır. 

Egomuz ve Narsistik Yönümüz

    İlaçla zehri ayıran dozudur; bencil olan ego ve kendini beğenen, beğenilmeyi ve özel hissetme ihtiyacımızı tanımlayan narsistik yön(1) tansiyon gibidir.

     İnsanın kendisini dozunda önemsemesi, eşsiz hissetmesi gereklidir ve olumludur.

       Beğenilme ve özel hissetme, ihtiyacımızdır; olması gerekendir ve önemlidir. Ancak kendimizi dünyanın merkezine almamız “ben ve diğerleri” diyen sağlıksız yönümüzden dolayı gerçeklik duygusundan koparız.

     Egomuz sorunlu ise kendimizi tanımlarken, başarılarımız ve sahip olduklarımızla makamız mevkiimiz ile  ölçmeye başlarız.   Daha azına sahip, daha az başarılı olanları küçümser 2. Sınıf insan olarak görmeye başlarız.

    Kendimizi fazlaca önemsemenin getirdiği üstünlük duygusu bizi gücenen, alıngan bir yapıya dönüştürebilir.

Ego kazanmak ister, haklı çıkmak ister ve hep streslidir.

      Kendine odaklı yaşamlarda stresin artması kaçınılmazdır.

     En mutlu olabilenlerimiz kendilerine takılmayandır.

    Egoyu yönetebilenler, egosunun efendisi olanlar, nefsine hakim olanlar, sorumlu yaşamayı yardımlaşmayı, paylaşmayı sürekli öğrenme ve gelişim içinde olabilenlerimizdir.  Yani doğamıza uygun yaşayanlarımız en mutlu huzurlu olanlarımızdır.

      Egoya Takılanları Sözleri Ele Verir.

       Lafı gereksiz uzatır bu yüzden “ama ben daha sözümü bitirmedim ki”  “bu konuyu en iyi ben bilirim” vb derler.

 Az dinler çok konuşurken hep rekabet halindedirler.

  iki lafının biri “benim/ ben” dir.

 Karşısındakinin sözlerini önemsizleştiren “ama/ancak” ile başlayan cümleleri vardır.

“Sen neymişsin be abi” şarkısı onları tanımlar.

Ego sorunlu ise, eleştiri de sorunlu olur.

  Ne kadar farkındalık sahibi de olsak yine de mükemmel değiliz ve “hatalarımızı”   deneyim olarak tanımlamamız gerekir.  Hiç kimse mükemmel değildir; mükemmellik doğamıza aykırıdır. Hata dediğimiz deneyimlerimiz sayesinde daha akıllı, daha tedbirli ve daha sorumlu davranırız.

     Bu anlamda diğerlerine ait “hata” olarak algıladığın davranışlarını tam anlamadan, işin özünü bilmeden yargılamak, kötü zan oluşturmaya ve ezmeye çalışmak ego sorununa işaret eder.

    Ayrıca “hata” ne kadar vahim de olsa, eleştirmek istediğimiz kişiye yönelik duygu ve düşüncelerimizi uygun zamanda, uygun yerde ve nezaketle dile getirebiliriz.

       Özellikle kamuya yönelik yazılarımızda, kişilerin isimlerini sadece teşekkür, takdir ve onay haricinde kullanmamalıyız.

Ancak söz konusu olan kişi kamu görevlisi ise kişiliğini özelliklede kimliğini (etnik kökenini mezhebini cinsiyetini mesleğini) asla konu etmeden kamuya yönelik icraatlarını nezaketle eleştiri ya da takdir konusu edilebilir. 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

xxx izle porno bedava porno Alexis Texas Asa Akira Riley Reid Kendra Lust Peta Jensen Jada Stevens Mia Khalifa
Tema Tasarım | Osgaka.com