Kayıtlı Hayatlarımız (hotmail’den- gmail’e)

Doğduğumuz andan itibaren yazılıyor, kayıtlanıyorduk!Bizim bileklerimize takılmış plastik adlıklarımız yoktu belki. Soyadı, kilo, boy ve kafa genişliğinin yazıldığı…

Bizim kafa kâğıtlarımız vardı. Gününü, ayını, yılını tutmasa da; turuncu ve mavi renge reva görülmüş…Okul kaydı, diploma, olmazsa olmaz sigorta girişi, banka hesapları, faturalar, evlilik cüzdanları yaşam serüvenimizin öncelikli manuel kayıtlarıydı.Peki, ne demeli sonradan şart koşulan, kafa kâğıtlarımızı sayıdan ibaret sayan T.C numaralarımıza? Bizi yan yana dizilmiş 11 sayıya hapsedip, artık adımızı-atamızı yok saydırıyordu…

Devlet kapısına girmek için torpil gerekirdi eskiden. Şimdilerdeyse, e-devlet şifresi. PTT’ye gidip, 2 liraya bir zarf almazsan, vatandaşta sayılmaz olduk. Dijital bir dünya bizi bekliyordu!Meğer bunlar iyi günlerimizmiş!Asıl dönüm noktası da nerede başladı diye sorarsak; ilk kez devlet dairelerine, sonra da evlerimize kadar giren, o beyaz koca kafalı cihazlarda saklı. Bize kattıklarından çok, bizden alıp götüreceklerinden henüz haberimiz yoktu. Hayatlarımızı kolaylaştırıyor sandık, mutluyduk!Önce kimimiz, hotmail’li olduk. Telefonlar malum faturalıydı, ne kadar konuşursan o kadar ödeme yapman gerekirdi. Oysa artık MSN’miz vardı ve o bedavaydı. Ama nasıl bedavaydı? O koca beyaz kafalı cihaz evinizin en güzel köşesinde ise…

Hele ki uzakta sevdiklerin varsa, telefon faturaları seni korkutuyorsa!O koca beyaz kafalı cihazların üstüne oturttukları kameralarla yüz yüze, sesimizi duyarak, sindirerek, konuşur, görüşür olmuştuk. Bu bizi önceleri çok mutlu etmişti. Yaklaşan tehlikeden haberimiz yoktu. Sevdiklerimizle aramıza mesafe koyacağını, kendimizden uzaklaştırıp, bir gün bizi yalnızlaştıracağını bilmiyorduk…

Harf ve rakamların iş birliği büyüdü, güçlendi ve imparatorluk kurdu. Sosyal medya denen bir canavar doğurdu bu imparatorluk, böylece kimimizden çıkıp, hepimiz hotmail’li olduk.MSN ile çıktığımız yola; facebook, ınstagram, twitterla, whatsapp’la ve niceleriyle devam ettik. Biz rıza gösterdik ve gözlerimize, dilimize, elimize, duygularımıza gönüllü kelepçeler taktırdık, onlar da bizi sımsıkı sardılar, dost sanıyorduk!Yanılmışız!Derken, o beyaz koca kafalı cihazların pabucunu dama attırdılar. En azından evde hapis olduğumuz dünyayı, yaşamın her alanına, anına, mekânına sokmayı başardılar. Ellerimize renkli ekranlı, sadece parmaklarımızla dünyaya hükmettiğimiz daha tehlikeli teknolojik! bir cihaz verdiler.Hotmail’li iken bizler, bizlerle birlikte 80 yaşındaki babaannem ile dedem de gmail’li oldu.O imparatorluk büyümeye devam ederken, biz bu malum ortaklığın içinde hapsolmuştuk. Bütün yaşantımızı, anlarımızı, anılarımızı sevdiklerimizi fütursuzca oraya kaydetmiştik, güya depolamıştık, adına da BULUT demişlerdi. Fotoğraf albümlerimizi ise çoktan tozlu raflarda unutmuştuk. Ne de olsa Google Drive, dropbox, iCloud’umuz vardı. Eğer elinde manuel kayıtların yoksa bir gün gelip bütün geçmişinin dijital dünyada kaybolup gitmesi an bile değildi.Zaten, uzun yıllardır, 24 lük 36 lık poza para vermez olmuş, çektiğimiz fotoğrafların haddi hesabı sayılamaz olmuştu. Oysa elimizde bir aile fotoğrafımız bile yoktu artık, sırma renkli bir çerçevenin içinde kıymetlendirilen…O imparatorluğunun yarattığı görsel ve bilgilerin çokluğu ve gereksizliğiyle kafalarımız dolmuş, beyin fonksiyonlarımız alt üst olmuştu ki çoktan, çoğumuz elimize de kitap almaz olmuştuk.Artık iletişim çok kolayken, neredeyse bedava iken, parmaklarımız sevdiklerimize ulaşmak, sevdiklerimizin gönlünü almak için dokunamaz oldu, zor gelir oldu, zamanı yok oldu. Çünkü dikkatimiz çok dağılmıştı.Unutuyorduk!Unuttukça daha çok sarılıyorduk kayıtlarımıza, gmail’lerimize. Yalan olduğunu bildiğimiz bu dünya da artık, her şey gerçekten çok yalandı. Kaybolmuştuk, biri geçici, biri dijital dünyada. Ya silinip giderse, onların tabiriyle çökerse bir gün bütün geçmişimiz. Eyvahlar olsun o güne!İşte o an bizim bittiğimiz, yaşarken öldüğümüz andır, her şeyimizi kaybettiğimiz…

Bilinmez, bir zaman gelecek bu günleri iyi günlerimiz diye de anabilecek miyiz?Getirdikleri ve götürdükleriyle, artık bizim olan günümüz hayatına bir de bu pencereden bakmak ve de sizinle paylaşmak istedim.En azından; görsel de, bilgi de henüz seçme hakkımız varken, yarın seçme hakkımızı da elimizden alacaklar mı? Damarlarımıza belki bir cip enjekte edecekler. Kayıtlı hayatlarımız, kanımızda dolaşan ciplere mi dönüşecek?

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

xxx izle porno bedava porno Alexis Texas Asa Akira Riley Reid Kendra Lust Peta Jensen Jada Stevens Mia Khalifa
Tema Tasarım | Osgaka.com