Ben kendimi bildim bileli rokettube porno izleyen biriyim. Seksi kadinlarin anal sex yapmalari cok hosuma gidiyor. Fakat malesef ailem ile yasadigim icin ve kendime ait bir odam olmadigindan sadece banyoda 31 cekebiliyorum. Neyse ki mobil porno siteleri sayesinde cep telefonumdan rahatca 3gp ve mp4 film izleyebiliyorum. Gecen sene aldigim telefonumla iphone porno izlemek cok kolay ve zevk verici. Buradan tum ergenlere sesleniyorum. Sende kendine bir akilli telefon al ve doyana kadar porno izle. Birbirinden guzel koca gotlu ve memeli kadinlarin filmleri kesinlikle hosuna gidecektir. Ben o kadar cok kisi taniyorum ki brazzers diyince gozleri fal tasi oluyor ve siki kalkiyor. Senin neyin eksik? hadi git ve sikis izle.
Ana Sayfa GÜNDEM, YAZARLARIMIZ 20.10.2016 813 Görüntüleme

TARİH TÜRKLER’LE BAŞLAR!

Çatalhöyük kazılarında ortaya çıkan bilimsel verilere göre; Konya tarihinin şimdilik on bin yıl öncesinden başladığı kabul edildi. Bu tarihleme, tarih ve uygarlık hakkında bütün bilinenleri alt üst edip bütün ezberleri bozdu. Ve son yıllarda yapılan ciddi araştırmalarla büyük uygarlıkların Anadolu’da başlayıp yeryüzüne dağıldığı kanıtlandı. Böylece Yunan- Helen, Roma ve batı uygarlığının temellerinin boş olduğu ortaya çıkarıldı ve bu tezler tamamen çürütüldü. Hemen- hemen bütün büyük uygarlıkların altından atalarımız olan Anadolu’nun yerli halkları olan Ön Türkler çıktı.

Eminim ki, bundan sonra yapılacak ciddi araştırmalar Konya tarihinin kökenini yirmi bin- otuz bin yıl öncesine götürecektir. Çünkü Konya ve Anadolu topraklarında tarihin kaba taş devri ciddi bir şekilde araştırılmamıştır. Çatalhöyük kazıları yeni taş devri ile maden devri arasında bir geçiş dönemini ortaya koymaktadır. Oysa insanların mağaradan çıkışları en az yirmi bin yıl öncesinde olmuştur.  Bütün tarihçiler insanın mağaradan çıkışının en az yirmi bin yıl öncesinde olduğunu bilirler ve genel kabul bu yöndedir. Pekiyi o zaman Sille, Kilistra, Ihlara, Zelve gibi yerlerdeki mağara yerleşimlerinin, yer altı şehirlerinin düğümleri nasıl çözülebilecek? Tarihçiler buraların tarihlerini iki ile dört bin yıllık bir tarihle sınırlamakla yetindikleri için çözemiyorlar. Ancak ön yargılı düşünülmezse, ciddi çalışmalar yapılırsa çözebilecekler. O zaman da Anadolu’da tarihin (belki) en yirmi bin-otuz bin yıl öncesine dayandığı ortaya çıkacak!

Bakınız bu tarihlemeye bir de başka açıdan bakalım. Çatalhöyük’ün yaşı yaklaşık on bin yıla tarihlenmiştir. Çatalhöyük halkının Hititler ya da Ön Hititler olduğu çoğu yerlerde yazıldı, konuşuldu. Hatta kabul da edildi. Oysa tarihçilerin de çok iyi bildikleri gibi; Hititlerin tarih sahnesine çıkışları İÖ. 2000- 3000 yıllarına rastlar. Çatalhöyük tarihi yaklaşık on bin yıllıksa burada yaşayanlar Hititler ya da ön Hititler değil, kökü daha eskilere dayanan bir toplum olmalıdır. Belki bu halkın adı konmamış olabilir; ama Ön Türk oldukları kesinlik kazanmıştır. Çünkü bugün Çumra’da yaşayan ailelerden alınan DNA örnekleri Çatalhöyük kazılarında bulunan kemiklerden alınan DNA örnekleriyle karşılaştırılmış ve büyük ölçüde birbirleriyle uyuştukları görülmüştür. Bunları Çatalhöyük’te çalışan bilim insanları açıkladılar.

Göbekli Höyük ve Boncuklu Höyük kazılarından da buna benzer çok şeyler ortaya çıktı, daha da çıkacak.

Yer kürenin neresinde insan yaşamışsa, neresinde bir uygarlık görülmüşse; bunun temeli, tohumu, kökü Konya ve de Anadolu topraklarındadır. Yerkürenin öteki ucunda olan Amerikan yerlileri de, Afrika’nın kara derili yerlileri de, Asya’nın, Avrupa’nın kültür ve uygarlıkları bile Anadolu’nun bu kök kültür ve uygarlığının içinden çıkmıştır. Bunların çoğunun ataları da ya Türk’tür, ya da Ön Türk’tür. Ayrıca, Yunan uygarlığı ve batı uygarlıklarının da kültür olarak beslendiği, kök kültürlerinin geldiği topraklar da Anadolu’dur.

Evet, 1071 sonrası Orta Asya göçlerinden önce de Anadolu’da Türkler vardı. Anadolu’nun ve dahi Konya’nın yerli halkı ezelden beri öz be öz Türk’tür. Bu yerli halk ezelden beri Türkçe konuşup, Türkçe yazar. Artık kanıtlandı ki; yazıyı Fenikeliler değil Sümerler bulmuştur. Sayın Muazzez İlmiye Çığ bunu kanıtlamıştır. Ali Dinçol, Kazım Mirşan, Haluk Tarcan, Kazım Memiş gibi ömrünü tarihe adamış bilim insanları da bu konuda tartışmayacak kadar kesinliği olan kitaplar yazmışlardır. Bu bilim insanları tarafından yazının İÖ. 16 bin yıllarında Ön Türkçe olarak ortaya çıktığı da kabul edildi.

Bazıları bunu Atatürk’ün güneş- dil teorisinin ortaya attığı ve tarihçilerden kabul görmeyen saçmalıklar olarak değerlendiriyorlar. Bu saçmalık değildir, bilimin, tarihin ortaya çıkardığı bir gerçektir. Atatürk bunları biliyordu ki; daha derinlemesine incelenmesini, araştırılmasını istemişti. Irkçılık yapmak, bir ırkın diğer ırklardan üstünlüğünü kanıtlamak ya da arı duru bir Türk toplumu yaratmak için değil; gerçeklerin ortaya çıkması için bu konulara ağırlık vermişti. Çünkü kendisi bunların böyle olduğunu biliyordu ve bilim insanlarınca da kanıtlanmasını istiyordu. Ama o dönemde Türklüğünden utanan bazıları bu konuların önünü tıkayınca bu çalışmaların arkası gelmedi. Türklük cumhuriyetle anlam kazandı. Türkler cumhuriyetten sonra ulus bilincine ulaşabildi.

Bugün Türkiye’de yaşayan herkesin arı duru Türk olduğunu savunmak gibi bir iddiam yoktur. Çünkü büyük göçlerle Anadolu halkı ile göçmenler bulamaç olmuştur. Bu yazıda uygarlıkların köklerinde Ön Türklerin olduğu, Anadolu’daki ilk yerli halkın Ön Türkler olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Tarihe damga vurmuş olan Sümer, Ön Hitit, Hitit, Luwi, Hurri gibi kavimlerin Ön Türk olduklarını bir kez daha anımsatılmak istenmiştir. Anadolu’ya sonradan gelen başka ırk insanlarının Anadolu’ya “bizim ezeli vatanımız” demeleri son derece yanlıştır. Dahası; Yunan gibi batı uygarlık ve kültürlerinin Ön Türk kültür ve uygarlıklarından beslenip filizlendiğini de bir kez daha vurgulamış olalım.

 

MELUNCANLAR

Kanal B televizyonun da 14 Temmuz pazartesi günü “Gurbetteki Osmanlılar- Meluncanlar” isimli bir belgesel yayımlandı. Bu belgeselin konusu: Amerika Kızılderililerinden Apaşiler’in falan Türk kökenli olduklarını bilimsel verilerle kanıtlamaktı. Amerikan yapımı bu belgeselde konuyu inceleyip anlatan bilim insanları da Amerikan’dı.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türk soyunun ve tarihinin yeterince bilinmeyen ezber bozacak kökenlerinin araştırılması için 1930’lu yıllarda bazı çalışmalar yaptırtmıştı. Bu çalışmalar Orta Asya’dan Amerika kıtasına kadar uzanmış ve sonuç olarak Türklerle ilgili çok somut bilgi ve belgeler ortaya dökülmüştü. Atatürk Türk ulusunun köksüz bir ulus olmadığını ve Türk köklerinin yeryüzünün hemen her yerinde aranması gerektiğini bildiğinden bu konunun bilimsel olarak kanıtlanmasını istiyordu. O zamanki çalışmalar olumlu sonuçlar vermeye başlayınca birtakım palyaço tarihçiler, Atatürk’ün önünü kesmeye çalıştılar ve bu çalışmalardan çıkan sonuçları ciddiye almamış göründüler. Atatürk’ün ömrü vefa etseydi bu çalışmaların devamı gelecekti. Atatürk’ün ölümüyle bu konu unutturuldu, üzerinde durulmadı, yeni çalışmalar da yapılmadı. Şimdilerde bu konular yeniden gündeme getirildi. Yıllardır bazı bilim insanlarımız bu çalışmaları belgeleyip yazıyorlarsa da tarihçilerin çoğuna kabul ettiremediler. Oysa bu çalışmalar ezber bozan gerçeklerdi ve ırkçılık, kafatasçılık yapmak için değil, ezber bozan gerçeklerin ortaya çıkarılması içindi. Bu bilim insanlarının çalışmalarından ortaya çıkarak ben ve benim gibi bazıları her şeye karşın bu gerçekleri yazarak, anlatarak savunduk. Kimileri gülüp geçti, kimileri bizi ırkçılıkla suçladılar. Oysa bizler gülünecek palyaço tarihçisi değildik, Irkçılık yapmayı da hiç düşünmedik.

 Yıllar önce eski kilim ticareti yapan birisiyle tanıştım. Bu kilimcinin Kızılderili kilimleri sattığını duymuştum. Bu kilimlere baktıkça bizim Konya kilimleriyle birebir benzeştiklerini gördüysem de bunun ticari bir düzmece olduğunu düşünmüştüm. Türklerin kökenleriyle ilgili gerçekler ortaya çıktıkça şimdiye kadar çözülmemiş sırların çözülmeye başladıklarını görüyoruz.

ABD’de düzenlenen “Türkler ile Kızılderililer Arasında Ortak Bağlar” konulu pek çok tanınmış bilim insanın katıldığı bir panel düzenlendi. Dilden, kültüre, din inancına kadar pek çok konu konuşulup tartışıldı. Bu panelde İstanbul’dan Dr. Levent Bozatlı’nın DNA testinde kendisinin Kızılderili olduğu kanıtlandı. Ayrıca geniş bir alanda yapılan DNA çalışmalarında Orta Asya Türkleri, Sibirya Türkleri ve Kızılderililerin DNA örneklerinin birebir çakıştığı da ortaya çıkarıldı.

Bilimsel ve somut verilerin ortaya çıkardığı bu gerçekler yalnızca bizim için değil ortak soydan geldiğini bildiğimiz pek çok toplumu da ilgilendirmektedir. Bizim tarihimizi yazan batılı bilim insanlarına yuh olsun ki bu gerçekleri göremediler ya da sakladılar. Türk kültür ve tarihini hor görerek batılılara uyan bizim palyaço tarihçilerimizin de tarih önünde büyük veballeri vardır. Dün ırkçılıkla suçlanan bilim insanlarımızın ne kadar haklı oldukları bir kez daha gün yüzüne çıkınca onlardan da özür dilemek her Türk’ün boyun borcu olmuştur.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

xxx izle porno bedava porno Alexis Texas Asa Akira Riley Reid Kendra Lust Peta Jensen Jada Stevens Mia Khalifa
Tema Tasarım | Osgaka.com