Ben kendimi bildim bileli rokettube porno izleyen biriyim. Seksi kadinlarin anal sex yapmalari cok hosuma gidiyor. Fakat malesef ailem ile yasadigim icin ve kendime ait bir odam olmadigindan sadece banyoda 31 cekebiliyorum. Neyse ki mobil porno siteleri sayesinde cep telefonumdan rahatca 3gp ve mp4 film izleyebiliyorum. Gecen sene aldigim telefonumla iphone porno izlemek cok kolay ve zevk verici. Buradan tum ergenlere sesleniyorum. Sende kendine bir akilli telefon al ve doyana kadar porno izle. Birbirinden guzel koca gotlu ve memeli kadinlarin filmleri kesinlikle hosuna gidecektir. Ben o kadar cok kisi taniyorum ki brazzers diyince gozleri fal tasi oluyor ve siki kalkiyor. Senin neyin eksik? hadi git ve sikis izle.
Ana Sayfa KONYA HABER, KÜLTÜR VE SANAT, Manşet, Manşet Altı, Sür Manşet 30 Eylül 2018 99 Görüntüleme

İkindi Sohbetlerinde“Feridun Nafiz Uzluk ve Uzluk Ailesi” Konuşuldu.

Prof. Dr. AhmetAcıduman “Bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi gerektiğini bildiren Uzluk, kontrol yapılmadan alınan bilginin kullanılmasını eleştirmiş,Türk Tıp Tarihi’yle uğraşan kişilerin alanında uzman olması gerektiğini düşünen Uzluk’un en büyük temennisi Türk Tıp Tarihi’nin sağlam temeller üzerine yapılanması ve gelişmesidir.” dedi.
Konya Büyükşehir Belediyesi ile Konya Fikir ve Sanat Adamları Derneği ve SÜ Selçuklu Araştırmaları Merkezinin ortaklaşa düzenlediği Yaşayan Konya Hafızası İkindi Sohbetlerinde bu hafta Kırıkkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Farsça Mütercim Tercümanlık ABD Dr. Öğretim Üyesi Yakup Şafak ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Acıduman tarafından “Feridun Nafiz Uzluk ve Uzluk Ailesi” konulu bir konferans verildi.
Konferans öncesi Feridun Nafiz Uzluk’un Üçler Mezarlığı’nda kabri başında ailesi ve arkadaşları tarafından hatim duası yapıldı. Konferansın açış konuşmasında Türkiye Anıtlar Derneği Başkanı Selçuk Önal , tarihine ve kültürüne sahip çıkmayan toplumların tarih sahnesinden silineceklerini Nafiz Uzluk’un dernek başkanı olarak büyük hizmetler yaptığını belirtti:
Selçuk Önal; “Uzluk, Türkiye’deki anıtların fotoğraflarını Fransa’da renkli olarak bastırmış, eski eserlerin korunması için büyük gayret sarf etmiştir. 23 yıl görev yaptığı Türkiye Anıtlar Derneği başkanlığı görevindeyken altın madalya ile ödüllendirilmiştir, çalışmaları tarihe mal olmuştur. Ölümünün 44. yılında kendisini saygı ile anıyoruz.” dedi.
MİLLETİ İÇİN YOLA ÇIKAN İNSAN: FERİDUN NAFİZ UZLUK
Dr. Öğretim Üyesi Yakup Şafak 1992 yılında Konya’ya geldiğinde Nimet Hanım tarafından Uzluk arşivinin Selçuk Üniversitesine bağışlanması sırasında aileyi tanıdığını, millet için çalışmanın ne demek olduğunu onlarda gördüğüne değindikten sonra Feridun Nafiz Uzluk’un mektup ve notlarından hayatıyla ilgili şu bilgileri verdi: “Nafiz Bey 1902 yılında Konya- Ereğli’de doğdu. Ailenin ilk yılları, babası Ahmet Hamdi Bey’in görevi dolayısıyla Ereğli’de geçti. Babasının 1921 yılında Yemen’de şehit düşmesinden sonra Konya’ya yerleştiler. Mevlâna sülalesinden gelen annesi Sıdıka Hanım, genç yaşta eşini kaybettikten sonra Şems Mahallesi’nde bir ev satın alarak çocuklarına hem annelik hem de babalık yapmıştır. Dayısı Celaleddin Bey ‘vatanperver ‘ olarak anılmış, Balkan ve 1. Dünya Savaşlarında kahramanlıklar göstermiştir. Mazhar Babalık’ın, Uzluk’un fikir dünyasının gelişmesinde büyük rolü olmuştur.
Şahabettin ve Nafiz kardeşler 1919 yılında yüksek tahsil için İstanbul’a gitmeye karar vermişler. Nafiz Haydarpaşa Tıp Fakültesinde tıp tahsili yaparken Şahabettin de Güzel Sanatlar Fakültesinde mimarlık eğitimi almıştır. İstanbul’da eğitimleri boyunca Üsküdar Mevlevîhanesi Şeyhi Ahmet Remzi Dede’nin terbiyesi altında yetişmişlerdir.
Nafiz Uzluk 1925 yılında askerlik hizmetini bitirip tabip diploması aldıktan sonra ilk görev yeri Ordu-Mesudiye’de üç yıl hükümet tabibi olarak görev yaptı. 1928’de Konya Memleket Hastanesi Dâhiliye asistanlığına tayin edildi. 1929’da Konya bölgesi Sıtma Mücadele Merkez Tabipliğine atandı. Daha sonra Aksaray Sıtma Mücadele Şubesi’nde üç yıl çalıştı. Burada gösterdiği başarı dolayısıyla Sağlık Bakanlığı tarafından takdirnâme ile ödüllendirildi.” dedi.
MEVLEVİLİKLE YOĞRULAN BİR ÖMÜR
Şafak,1932’de kendi imkânlarıyla ağabeyinin ardından Almanya’ya giden Nafiz Uzluk’un ihtisasını geliştirirken oryantalistlerle tanıştığını, Mevlâna soyundan geldiği için onlardan ihtimam gördüğünü belirttikten sonra yazı serüveni hakkında “ilk yazılarını Babalık gazetesinde yazmış, Mevlana’nın eserlerini basabilmek için Ankara’da matbaa kurmuştur. 20 yaşında başladığı yazı hayatını ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür. Her iki kardeş de Mevlevîliğe gönül vererek çalışmalarını geleceğe taşımışlardır.” dedi.

TİTİZ BİR ARAŞTIRMACI
İkinci konuşmacı Prof.Dr. AhmetAcıduman Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi Enstitüsünün kurucusu olan Prof. Dr. Nafiz Uzluk’un öğrenciliği döneminden başlayarak tıp, tıp tarihi, Türk dili, Mevlevîlik gibi çeşitli konularda hayatı boyunca çok sayıda eser verdiğini, üniversite kütüphanesinin oluşturulmasında büyük çaba gösterdiğini söyledi. Acıduman geçen sene Sivas’ta düzenlenen 13.Türk Tıp Tarihi Kongresi’nde sunduğu tebliğini ele aldı: Uzluk, 1924 yılında Konya Babalık gazetesinin Bibliyografya köşesinde Dr. Rıza Nur’un Türk Tarihi adlı eserini tanıttığı yazısına koyduğu dipnotta, kitabın yazarını eserde yer alan İbn-i Sînâ resminin kaynağını göstermediği için açık bir şekilde eleştirmektedir.
Feridun Nafiz Uzluk 1937 yılında Hasan Âli Yücel tarafından yayınlanan ‘Bir Türk Hekimi ve Tıbba Dair Manzum Bir Eseri ‘adlı kitabın eleştirisini yaptığı yazısında tarih/tıp tarihi metodolojisi açısından önemli bilgiler vermektedir. Naşir tarafından 9.hicri yüzyılın ünlü şairlerinden Germiyanlı Sinan adı ile tanınmış olan Şeyhî’ye izafe edildiğini bildirmektedir. Osmanlı Müellifleri adlı eserin güvenilirliği konusunda bazı açıklamalar yapan Uzluk, bu eseri kendisinin de daha önce gördüğünü Tahir Bey’in bu dönemde sağ olduğunu bildirmektedir. Hasan Âli Yücel’in de Tahir Bey’in yanlışına kandığını, bu nedenle de Germiyanlı Sinan, Şeyhî’den iki yüz yıl sonra yazıldığı muhakkak bir eseri ona atfettiğini bildirmektedir.” dedikten sonra kitap yazanların kitabın müellifini iyice araştırmalarını, kütüphanelerde nüshalarını karşılaştırmalarını, hükümlerinde aceleci olmamalarını tembihler.
BİLGİNİN DOĞRULUĞUNU ARAŞTIRIN
Uzluk, Besim Ömer Paşa’nın Nevsāl-i ʿĀfiyet adlı eserinde Mustafa Behçet Efendi’nin 90 yaşında öldüğünün bildirildiğini, buna karşın Mustafa Behçet Efendi’nin hicrî hesapla 61, miladî tarihle 60 yaşında öldüğünü bildirerek Besim Ömer Paşa’nın Nevsāl’ine bu bilgileri yazan kişinin Fatin’in Şairler Tezkiresi bilgisinden yola çıkarak 60 anlamına gelen «sittini», 90 manasına gelen «tisin» şeklinde okuduğunu ve genç ölen hekimbaşını daha 30 yıl yaşlandırdığını düşünmektedir. Tıp tarihi ile uğraşan gençlere “ikincil kaynaklardan” aldıkları bilginin doğruluğunun kontrolü için asıl kaynakları incelemelerini öğütlemektedir.
Nafiz Uzluk’un eleştirel bir düşünce yapısına sahip olduğu üzerinde duran Acıduman, kitap ya da makale okurken bunu eleştirel bir şekilde yapılması gerektiğini, pek çok konuda bilgi sahibi olunmalı, alıntı yapılırken mutlaka alınan bilgilerin doğruluğu kontrol edilmelidir. Uzluk’un en büyük temennisi Türk Tıp Tarihi’nin sağlam temeller üzerine yapılanması ve gelişmesi olduğunu belirterek konuşmasına son verdi.
Program sonunda Dr. Öğretim Üyesi Yakup Şafak‘a SÜ Selçuklu Araştırmaları Merkezi Başkanı Doç.Dr. Mehmet Ali Hacıgökmen, Prof.Dr.AhmetAcıduman’a da KOSKİ Genel Müdürü Ercan Uslu tarafından günün anısına hediyeleri takdim edildi. Toplu fotoğraf çekimi ile program sona erdi.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

xxx izle porno bedava porno Alexis Texas Asa Akira Riley Reid Kendra Lust Peta Jensen Jada Stevens Mia Khalifa
Tema Tasarım | Osgaka.com