Ben kendimi bildim bileli rokettube porno izleyen biriyim. Seksi kadinlarin anal sex yapmalari cok hosuma gidiyor. Fakat malesef ailem ile yasadigim icin ve kendime ait bir odam olmadigindan sadece banyoda 31 cekebiliyorum. Neyse ki mobil porno siteleri sayesinde cep telefonumdan rahatca 3gp ve mp4 film izleyebiliyorum. Gecen sene aldigim telefonumla iphone porno izlemek cok kolay ve zevk verici. Buradan tum ergenlere sesleniyorum. Sende kendine bir akilli telefon al ve doyana kadar porno izle. Birbirinden guzel koca gotlu ve memeli kadinlarin filmleri kesinlikle hosuna gidecektir. Ben o kadar cok kisi taniyorum ki brazzers diyince gozleri fal tasi oluyor ve siki kalkiyor. Senin neyin eksik? hadi git ve sikis izle.
Ana Sayfa KONYA HABER, KÜLTÜR VE SANAT, Manşet, Manşet Altı, Manşet Yanı, Sür Manşet 16 Haziran 2019 71 Görüntüleme

HASAN UKDEM’İN KALEMİNDEN MANÇOLOJİ

Selçukya Şairlerinden Hasan Ukdem’in usta kaleminden Barış Manço Şiiri

Bir masal gibi 
Bir ninni gibi dinledim yıllarca 
Sevgiye, umuda yer açmak için 
Attım içimden yersiz korkuları 
Ne zaman karamsarlığa düşsem 
Elimden tuttu Barış Manço şarkıları 

Onun sözlerıyle seslenirdim yare 
Kurtalan ekspresin önünde  
Kıpır kıpır bir adam aşkı anlatırdı 
Hasreti, ayrılığı dökerdi nağmeleri 
İki sevgili iki kolda 
Bir kavuşur bir ayrılırdı Kol Düğmeleri 

Seher vakti bir güzel beklerdim 
Vurulmak için onun gibi 
Ilgıt ılgıt dökülürdü içime 
Gündüz güneş, gece kamer 
Komşu evlerden gelirdi 
Bir bülbül şakıması gibi Aynalı Kemer 

Ellerimle büyüttüğüm düşlerim vardı 
Baharla dirilttiğim çiçekler 
Bir kara çalı gelip koparsa da 
Umutlarım çağlar çağlardı 
Eğer hüzünlerimle coşmuşsam 
Radyoda duyduğum şarkı Dağlar Dağlar’dı 

Adını bilmediğim çalgılardan gelen sesler 
Adını koyamadığım duygular uyandırırdı bende 
Bilmezdim aşka açılan kapı mı? 
Sevgiliye düşen meyil mi? 
Ama yine de bir umutla sorardı 
Uzun saçlı adam: Anlıyorsun değil mi? 

Sonsuz aşklara aşılandım 
Her bestesinde, her güftesinde 
Oysa dünya faniydi 
Görmezdi insan ibretle bakmayınca 
Ben de unutamam Barış abi 
Can bedenden çıkmayınca 

Usul usul bir şarkı başlar 
Bir tek selamın geldiği yerde üç top gül açar 
Yitirilen sevgiliyi çağrışır  
Memleketimin ovaları, dağları 
Dolanır dururum kendi içimde 
Bitene kadar Gesi Bağları 

Ardından hızlı bir şarkı 
Nasıl anlatacağımı bilemem 
Nuh’un gemisinde tek başınaymışım gibi 
Etmişim sevdiğime veda 
Yine de tempo tutar hüzünlerim Çalarken Kara Sevda 

Yağmur ince ığıl ığıl ağlar 
Her damlası yüreğimi dağlar 
Seni bana çok görenler neyler 
Sen de benim haberimi bilme ha bilme 
Hala yanıyor derlerse 
Gülme Ha Gülme 

Yağmurlarda ıslanan bomboş sokaklarda 
Yalnızlığıma katık ettiğim ve en sevdiğim şarkısıdır o 
Gözlerimde yaş, kalbimde sızıyla dinlediğim 
Ne zamanı ne yari ellerimle tutamadım 
Her duyduğumda gönül tahtıma oturur 
O güzel adamın sesinde Unutamadım 

Gözümde yaş görseler erkek ağlar mı derler 
Gökler ağlıyor dostlar ben ağlamışım çok mu? 
Böyle sunar hayıflarını siyah beyaz ekrandan 
Şarkı boyunca sorular kulaklara sızar 
Nasıl kararında dursun ki hayat? 
Ali Yazar Veli Bozar 

Mutlu mesut yaşardı onun müziğinde 
Aşı boyalı ahşap evlerden ses veren 
Yaşlı kemençe eşi kanun 
Dünya ne tuhaf yer zaman ne garip şey 
Toprak oldu oldu birer birer 
Sakız Hanım ile Mahur Bey 

Sonra güz yağmurlarıyla bir hüzün 
Son bir bulut ağlar gözlerinde 
Baba annesinin ardından 
Bir ağıt böyle güzel mi olur be? 
Ağaçlar yaprak döker 
Aramızdan geçip gider Gülpembe 

Tam bir edepti o şarkıdan süzülen 
Bilmem var mıdır başka milletin edebiyatında 
Sevgiliye siz diye hitap eden incelik? 
Gezsem duyar mıyım Paris’ini, Berlin’ini Şam’ını? 
Dönüp dönüp dinlerdim 
Zerafet makamında Bir Bahar Akşamı’nı  

Bakar mısınız şu tarife?
Yumuk yumuk elleri var
Kömür kömür gözleri var
Dağ olsam böyle bir yare gelirim
Daha daha neleri var
Ben Bilirim Ben Bilirim

Nerede şimdi o görgü o görenek
Aşkın aşk olduğu çağlar
O şarkılarda kalmış o efsun
O utangaç o nazlı ceylan
Şahlan da gel o günlere götür beni
Kalk Gidelim Küheylan

Mor sümbüllü alaca dağlardan
Dilendiğim yari nasıl unuturum
Yedi iklim geçtiğim bağ bahçe bozduğum
Aşamadığım kasabalar köyler
Artık duyun sesimi
Yol Verin Ağalar Beyler

Dere tepe demeyip yari aradığım 
Bir görüp bir kaybettiğim yıllar
Vuslatı mahşere kalacak diye korktuğum
İçimde mücevher gibi duran ince sızı
Peri padişahının değil ama
Bin Boğanın Kızı

Garip geldi gönlüm garip gider
Yari uzaklar almış
Gözlerimde doğmamış bebekler ağlar
Kime sarılıp kime naz edeyim
Teselli yine ondan gelir
Taş plakta döner Gamzedeyim

Ben gelemiyorum sen gönder
İki tel saçına ömrümü verdiğim
Dursa da aramızda dumanlı dağlar
Kınalı da mendile terini süz yolla
Ömür dediğin çabuk geçer
Yolla Yarim Tez Yolla

Yeter çektiğim insaf et gayri
Naz etmenin de bir sınırı var
Cam kırıkları gibi batıyor sensizlik
Yokluğun cehennemin dibi
Söylemiyorsun ama
Seni gönlün bana var Gibi Gibi

Kadın saçlarını döktü omuzlarına
Erkek gönlünü bağladı her bir teline
Ve dünya bu minval üzerinden başladı dönmeye
Aşk dedik ya başka söze ne gerek
Sıcacık bir yuvada
Adem Oğlu Kızgın Fırın Havva Kızı Mercimek

Bazen öyle ileri giderdim ki 
Sorardım sevgiliye 
Var mısın benimle bir ömür yaşamaya? diye
Ve cevaplardı bir çiçekli dalla beni
İstiyorsan neden olmasın der eklerdi
Ama önce Ala beni pulla beni

Oysa her şey usulünce olmalıydı
Önce dayı emmi he demeliydi
Onların sınavından geçmeli
Yari götürmeliydim eve
Zordur almak bizden kızı derler
Gösterirlerdi İşte Hendek İşte Deve

Simsiyah bir gecenin koynunda
Bir yürek imkansızı arar
Kök salar uzaklarda bir yerlere
Tekrarlanır durur bu her akşam güneş inince
Kupkuru bir ağacın
Yaprağa seslenişidir Dönence

Beste değildi onun yazdıkları
Anadolu’nun rüzgarıydı, suyuydu
Yedi köyün ağalarını beylerini yakan
Bir gelin çaydan geçerdi yanakları al al
Onun şarkılarında yaşardı Nazo gelin
Ayağında gümüş Hal Hal

Bir masaldır aslında bu şarkı
Yüce Hakan sefere gitmiş
Bilge Hatun dokuz doğurmuş diye başlayan
Sen de ahvadına bunu anlat, bunu söyle
Aç tarihinin küflü kilidini
O güzel günlere Nazar Eyle

Dinle oğlum diye başlar hikaye
Eski konak, paşa dede, gaz lambası ışığı
43, 44 harp ortası, ekmek karnesi diye sürer
Kaynar bir kahve içimi heyecan
Neler söyler, neler söyletir
Eski Bir Fincan

Büyükler dinlese tazelenir
Küçükler dinlese tamamlanırdı
Hayata dair pusulalardı onun şarkıları
Anlatırdı geçmişi, geleceği
Balının yanında iğnesi de var derdi
Hele gel, yine gel diyen Bal Böceği

Yediden yetmiş yediye
Büyükle büyük küçükle küçük olurdu
Köyden haber sorardı 
Umudu yorgan, düşü döşek
Bir şarkı oluverirdi bütün bunlar
Her yerde çalardı Arkadaşım Eşşek

Erken kalkın çocuklar derdi
Giyelim en güzel elbiseleri
Elimizde taze kır çiçekleri
Anne kokusu tüterdi buram buram
Hala çınlar kulaklarımızda
O ses Bugün Bayram

Ne kadar modern görünse de
Kadim bir kültürden alırdı ilhamını
Yoktu şöhretin kibri
Hiç olmadı afrası tafrası
Yaşasın isterdi ataların örfü adeti
Kurulsun derdi Halil İbrahim Sofrası

Yoksul görsen besle kaymak bal ile
Garipleri giydir ipek şal ile diyordu
Bugünün şarkılarında yok böyle öğütler
Buyurun onu dinleyin, ben sustum
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı
Evet o şarkı, Yaz Dostum

Kul Ahmet erken kalkar ya nasip derdi
Anadolu insanının gayreti, tevekkülü
İnancı vardı her bestesinde
Hatırlatıyordu ya nasip ya kısmeti
Bir şarkılık zamanda
Ahmet Beyin Ceketi

Dünya ahret keyif sürmek için
Mutlak dökmeli helal alın teri diyordu
Şarkı değil de sanki öğüt ağacıydı
Gel de bütün bunları hatırlama, yazma
En zarif sözlerden oluşan
Şarkılarının başında gelir Kazma

Han senin, hamam senin, konaklar senin
Tarla senin, çiftlik senin, bağ bostan senin
Diyelim ki dünya malı tümünden senin 
Nedir bu Allah aşkına ebediyete gayret gibi
Boşuna yorma kendini ey insan
Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat gibi

Bir şey vardı sözlerinde
Dünyayı aşan, hakikate değen
Hayatın üzerindeki perdeyi aralayan
Susardı zaman günden öte dünden ziyade
Yeniden çiziyordu altını hakikatin
Benden Öte Benden Ziyade

Hele destur maşallah bu ne bolluk böyle?
Helalinden kazan, paylaş, garipler de doysun
Vakit varken, kıyametin kopmadan
Gör etrafında insanların bir bir öldüğünü
Daha önce dinlemediysen bul bir yerden
Mutlaka dinle ondan Dıral Dedeni Düdüğü’nü

Akşam olunca kuşlar dönerken
Bir hüzün çöker dolar gözlerim
Bu iki mısra değil de bir çift mermi
Can mı garip, canan mı cimri?
Sitemim ayrılığa
Ölüm Allah’ın Emri

Üşür takvim yaprak yaprak
Haftalar aylar göçü göçüverir 
Bereketini yitirir hayat
Şebinde neharında 
Giden kuşların kanat izleri çırpınır içimde
Ömrümün Sonbaharında

Dünya denilen yerde göç katar katar
En acı ayrılıklar sevilen insanlardan doğuyor
Aczimizle gelmişiz şu aleme
Böyle kurmuş Yaradan devranı
Kalakaldık güzel adamların ardında
Yanımızdan Geçti Dost Kervanı

Leyleğin ömrü iki lak lak
Değerler oldu tepetaklak deyip de
Soğuk bir şubat gününde
Bizi buz gibi etti Barış abi
Ardında ölümsüz şarkılar bırakarak
Müsadenizle Çocuklar deyip gitti Barış abi

Hasan Ukdem

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

xxx izle porno bedava porno Alexis Texas Asa Akira Riley Reid Kendra Lust Peta Jensen Jada Stevens Mia Khalifa
Tema Tasarım | Osgaka.com