Ana Sayfa KONYA HABER, Manşet, Manşet Altı, Sür Manşet 23 Temmuz 2019 131 Görüntüleme

Darbenin siyasi ayağını arıyorsanız aynaya bakın!

Saadet Partisi Konya İl Teşkilatı Temmuz Ayı Olağan Divan Toplantısı parti il binasında gerçekleştirildi. Toplantıya Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları Birol Aydın ve Lütfi Yalman, Genel Sekreter Tacettin Çetinkaya, İl Başkanı Hüseyin Saydam Karatay Belediyesi eski Başkanı Mehmet Şen, Anadolu Gençlik Derneği Konya Şube Başkanı Mehmet Parlak, parti ilçe başkanları ve çok sayıda partili katıldı. Toplantının basına açık bölümünde konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın, “15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 3 yıl geçti. Geçtiğimiz günlerde millet olarak, topyekûn 15 Temmuz’u andık. Saadet Partisi olarak, hayatını kaybeden canlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Fakat ne yazık ki; ülkemizin onca problemi varken, milletimizin çözülmeyi bekleyen yüzlerce sorunu varken; iktidar, 15 Temmuz’u anlamayı, sebepleri, sonuçları ve bundan sonra atılacak adımları düşünerek ders çıkarmayı değil; gösterişli, şatafatlı kutlamalar yapmayı, buradan siyasi çıkar elde etmeyi tercih etmekte; bu sorunlara odaklanmak yerine, bu problemleri dile getiren, çözüm önerileri sunan insanları itham etmekle, mütemadiyen toplumun farklı kesimlerini ‘hain’, ‘terörist’ gibi ifadelerle yaftalamakla uğraşmaktadır” dedi.

SİZLERİ MİLLETİMİZİN VİCDANINA HAVALE EDİYORUZ

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun, “Darbeyi organize edenler nerede, bu işin siyasi ayağı nerede? 3 yıldır biz bu soruya cevap alamıyoruz” sözlerine, AK Parti sözcüsü Ömer Çelik’in çok talihsiz ve ”siyasi ahlâkla” bağdaşmayan bir cevap verdiğini ifade eden Aydın, şöyle konuştu: “Sayın Temel Karamollaoğlu, iktidarın siyasi ahlâk dersi vermeye kalkacağı ve sorumlu devlet adamı nasıl olunur gibi öğütler verebileceği adres değildir; zaten siyasi ahlaktan bahsedecek en son parti de Ak Parti’dir. İftira atmanın, yalan söylemenin, hakaret etmenin, insanları ötekileştirip, herkese bir yafta takarak siyasal söylem üretmenin odağı haline gelen Ak Parti’den ahlâk ve siyasi sorumluluk öğrenecek değiliz. Devletin tüm ayarlarını bozdunuz, yargıyı, emniyeti ve diğer tüm kurumları siyasi pazarlıklara kurban ettiniz, cemaatleri, tarikatları tekelinize aldınız, gariban memuru, işçiyi, ev hanımını sudan bahanelerle tutukladınız, işinden ettiniz, binlerce insanı mağdur ettiniz, Fakat sizden olanları koruyup, kolladınız, yetmedi, ödüllendirip en kritik makamlara atadınız! Darbenin siyasi ayağı araştırılsın önergelerini bugüne kadar reddettiniz. Milletimizin aklında soru işareti oluşturan bu soruları ısrarla duymazlıktan geldiniz,. Genel Başkanımız milletin vicdanına seslenip, bu konuları gündeme getirince hop oturup, hop kalkıyorsunuz! İktidar, darbenin siyasi ayağı araştırılsın tekliflerine; ‘elinizde bilgi ve belge varsa paylaşın gibi komik ve bir o kadar da tuhaf cevap veriyor. Milletimiz neler yaşandığını, kimin basiretsiz olduğunu, neler istenip de nelerin verildiğini,

kimlerin kimlerle beraber yol yürüdüğünü, kimlerin hangi yağmurlarda beraber ıslandığını gayet iyi biliyor. Darbenin siyasi ayağı için bilgi ve belge arıyorsanız, çok uzaklara gitmeyin, aynaya bakın, etrafınıza göz gezdirin, başkalarının geçmişini arayıp taradığınızın yüzde biri kadar, kendi geçmişinize bir dökün, bakın. Göreceksiniz ki; aradığınız bilgi de, belge de, arşiv de hemen yanı başınızda. Umulur ki, 3 yılı aşan bu sürecin yaraları sarılır, devletin, kurumların fabrika ayarları yapılır, mağduriyetler giderilir, milletimizin birlik ve beraberliği yeniden tesis edilir. Bu söylediklerimizin ve milletimizin sesinin, sözünün 3 yıldır sizlerin bir kulağından girip, diğerinden çıktığını biliyoruz. Eğer hâla hamaset yapıp, boş laf üretmeye, hokkabazlık yapmaya, insanlarımızı birbirine düşman ederek siyaset yapmaya, gerçekleri ifade edenleri ‘hain-terörist” gibi ithamlarla yaftalamaya devam eder; milletimizin vicdanını yaralayan, aklında soru işaretleri oluşturan, ”darbenin siyasi ayağı”nı ortaya çıkarmazsanız; bu darbenin ayağının da, gövdesinin de, başının da kim olduğu sorusunu milletimiz, vicdanında cevaplandıracak, tarih önünde sizlerin isminin yanına şerh düşecektir. Sizleri milletimizin vicdanına havale ediyoruz.”

EKONOMİK KRİZ GİTTİKÇE DERİNLEŞİYOR

İl Başkanı Hüseyin Saydam da konuşmasına, geçtiğimiz gün akşam şehir merkezinde gerçekleşen trafik kazası sonrası yaşamını yitiren 7 kişiye Allah’tan rahmet dileyerek başladı. “Dün itibari ile Saadet Partimizin de kuruluş yıl dönümü idi. 20 Temmuz 2001 de kurulan Saadet Partimiz 18 yıldır, çizgisinden sapmadan Yaşanabilir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni bir dünya idealleri doğrultusunda eğilmeden bükülmeyen çalışmaya devam ediyor ve ilelebet de devam edecek inşallah” diyen Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yine dün Kıbrıs Zaferinin 45. Yıl dönümü idi. Kıbrıs Zaferi de bizim için, Milli Görüş davası için ayrı bir öneme haiz. Bu sebeple bu zaferde çok büyük emekleri olan başta Merhum Genel Başkanımız davamızın lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı ve tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Zaman çok hızlı ilerliyor. Gündem çok hızlı değişiyor. Ekonomik kriz gittikçe derinleşiyor. Bu ay içerisinde işsizlik rakamları açıklandı. Açıklanan verilere göre işsizlik her geçen gün daha da artıyor. Bunun ekonomik sonuçları ile beraber sosyal sonuçları da tabi ki sokağa yansıyor. İnsanımız maneviyatını yitiriyor. Tahammülsüzleşiyor. Cebindeki sıkıntı evine, evindeki sıkıntı da sokağa yansıyor. Merkezi hükümetin attığı yanlış adımlarla beraber, belediyeler olarak da ahlaki dejenerasyona yol açacak toplumda huzursuzluğa neden olacak uygulamalar, verdiğiniz izin ve ruhsatlar, işin bu yönünü hiç düşünmeden tamamen rant odaklı çalışmalar da şehrin huzurunun kaçmasında etkili oluyor. Bunu önleme adına yapılan bazı hizmetleri de yapmak olmak için yapmak, veya toplumun bir kesiminin gazını almak için değil de gerçekten çözüm odaklı yapılması gerekir.

Biz Saadet Partisi olarak belediyeleri devrettiğimizde bu şehir dünyanın sayılı huzurlu şehirleri arasında gösteriliyordu. Ama şimdi şehrimiz sanki huzursuzluğun başşehri gibi. Geçtiğimiz aydan bu tarafa sadece Konya ölçekli onlarca öldürme, yaralama haberi okuduk. Biz de ister istemez ‘Nereye gidiyoruz?’ sorusunu gündeme getiriyor.”

MİLLET BAHÇELERİ ŞEHRİN ACİL İHTİYACI DEĞİL

Temmuz Ayı içinde tekrar gündeme gelen ulaşım, su ve otopark ücretlerinde indirime gidilmesi konusuna da değinen Saydam, sözlerini şöyle sürdürdü: “Belediye Meclisi konuyu tekrar erteledi. Kamuoyu unutana kadar erteleyecekler. Başka çareleri de yok gözüküyor. Ekonomik olarak gerçekten onlar da çok zor durumdalar. Vatandaşımız sıkıntı içinde. Ancak belediyelerin vatandaştan daha da sıkıntılı olduğu açıkça görülüyor. İlaçları olsa başlarına sürecekler. Ama yok. Onlar da şu anda vatandaşın cebine göz dikmiş durumdalar. Hem kendileri, hem de vatandaş için ekonomik kriz derinleşirken bu arada gereksiz işlerle uğraşmayı da bırakmıyorlar. Seçimden önce vadettikleri Millet Bahçelerinin yapılması el altından gündemde tutulmaya çalışılıyor. Bu yapılması gündeme getirilen Millet Bahçeleri şehrin acil ihtiyacı değil. Ekonominin zor durumda olduğu şu zamanda bunu gündeme getirmenin veya yapmanın ne yeri, ne de zamanıdır. Eğer harcayacak paranız varsa ulaşıma harcayın. Veya su ve ulaşımda indirime gidin. En azından milletimizi rahatlatın. Yine Konya gündemini meşgul eden başka bir konu da Karatay ve Eski Sanayinin kaldırılması ve oradaki esnafımızın başka bir yere taşınması konusu. Yeri daha önceden belirlenmişti, bu ay içinde belli prensiplerde esnafla da anlaşıldığı şeklinde haberler çıktı. Tabi ki temennimiz konunun sekteye uğramadan, yılan hikayesine dönmeden

bitirilmesi, kimsenin bu işten mağdur edilmemesi. İnşallah neticelenir, inşallah hayırlı olur. Burada bizim önerimiz bu sanayi sitesi yapılacaksa ve bu söz konusu sanayiler taşınacaksa her şeyden en önemlisi o bölgenin ulaşım altyapısının bugünden hazırlanması gerekir. Tabi ki sadece yapılacak olan sanayi sitesinin değil Aslım Caddesi üzerindeki sanayilerin ve organize sanayilerin ulaşım probleminin de bununla birlikte çözülmesi elzemdir. Bu söylediğimiz güzergâha kesinlikle hafif raylı sistemin götürülmesi gerekmektedir. Yapılması gereken sadece rayların döşenmesidir. Bildiğimiz kadarıyla bu bölgenin yükünü çekecek kadar vagon bize göre atıl vaziyette beklemektedir. Buradan soruyoruz? Şehrin en öncelikli problemi trafik iken, sanayilerimizin toplu taşıma problemi varken, tramvayların bakım yeri olan Sakarya Mahallemizde bulunan alanda atıl vaziyette bekleyen eski tramvaylar neyi beklemektedir? Bu vagonların iyice çürümesi mi beklenmektedir? Bunca yaşanan ekonomik sıkıntının içinde bu müsriflik, bu pervasızlık bize garip geliyor. Bunlar milli servettir, bir an önce hizmete dahil edilmelidir.”

HAYVANCILIK KAOSA DOĞRU SÜRÜKLENMEKTEDİR.

Konya ekonomisinin motorunun tarım ürünleri ve sanayinun de tarıma dayalı sanayi olduğunun altını çizen Saydam, şöyle konuştu: “Bu günlerde Konya’mızda olduğu gibi, ülke genelinde de buğday hasadı hemen hemen bitmiş durumdadır. Konyalı çiftçilerimiz başta olmak üzere tüm çiftçimizin kaldırdıkları ürünlerin hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum. Sonuç itibariyle artan maliyetlere karşılık, buğday fiyatları çiftçimizin beklentisini karşılamamıştır. Buğday üretiminin stratejik olduğunu ve çiftçinin üretmeye devam etmesi için fiyat ve maliyet düzenlemesinin biran önce iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu yıl geçti ancak en azından gelecek yıl için çiftçimizin bugünden rahatlatılması gerekir. Çiftçimiz rahatlarsa tüm esnafımızın sanayicimizin rahatlayacağı kesindir. Konya’da acilen ilgilenilmesi gereken bir konuda yumurta üretimidir. Kısa süre önce Türkiye’nin yoğun şekilde yumurta ihracatı yaptığı Irak’ın Türkiye’den yumurta alımını durdurması ülke genelindeki yumurta üreticilerini zor durumda bırakmıştır. Diğer taraftan kırmızı ette yaşanan sorunlar yine ülke genelinde en fazla Konya’yı zor durumda bırakmaktadır. Ülkedeki 17,2 milyon büyük baş hayvan varlığındaki en büyük pay, yaklaşık 1 milyon baş ile Konya’nın olduğunu biliyoruz. Plandan programdan uzak bir ithalat çılgınlığı neticesinde, Et ve Süt Kurumu’nun depolarında 42 bin ton et stoku oluşmuş durumdadır. Besiciler maliyeti 35 liraya ulaşan karkas eti, 28 liradan bile satamaz duruma düşmüşlerdir. Besi süresi tamamlanmasına rağmen; alıcı olmadığı için hayvanlarını kestiremeyen besiciler iflasın eşiğine gelmiştir. Kırmızı et piyasasında talep taraflı yüzde 20 daralma olduğu yetkililerce gündeme getirilmektedir. Kurban Bayramının bir nebze piyasaya canlılık getirmesi beklense de kurban sonrası yaklaşık 3 ay kırmızı et satışlarının neredeyse duracağını söyleyebiliriz.

Diğer taraftan yem fiyatlarındaki aşırı artışlar neticesinde sütlük hayvanlarını kestirip sektörden çıkmak isteyen çiftçi sayısının artması da beklenmektedir. Temmuz ayında açıklanan TÜİK verileri süt üretiminin Mayısta yüzde 3,4 azaldığını göstermektedir. Bunu da et üretimindeki arz artışı olarak düşünürsek hayvancılık dolu dizgin bir kaosa doğru sürüklenmektedir. Basiretsiz ve ferasetsiz böylesi yönetimin hala bu konuda duyarsızlığına da doğrusu pes diyoruz.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

İlginizi çekebilir

Nuri Cennet’e Şükran Gecesi

Nuri Cennet’e Şükran Gecesi

xxx izle porno bedava porno Alexis Texas Asa Akira Riley Reid Kendra Lust Peta Jensen Jada Stevens Mia Khalifa
Tema Tasarım | Osgaka.com